KANDİL KASABASI
Kandilin kuruluşu,
tarihi ve geldikleri yer hakkında yazılı tarih
bulunmamaktadır. Söylentiye göre 16.yüzyılda
Osmanlı-İran savaşından sonra orduya yaptıkları yardımlardan
ve savaştaki başarılarından dolayı bu yöredeki verimli
toprak onlara ödül olarak verilmiştir. Yine Adıyaman ve
Şanlıurfada yaşadıkları,
oradan Aksarayın Ekecik köyüne yerleştikleri,
oradan Haymanaya
bağlı Kırpıoğlu köyüne,
oradan da Kandile geldikleri anlatılmaktadır. Hayvancılık
ve çiftçilik nedeniyle geldikleri de ifade edilmektedir.
Kasabanın adıyla ilgili
bir efsane bulunmaktadır. Köy, iki ziyaret yeri (evliya
olarak bilinen kişilerin yattığı mezar) arasına kurulmuştur.
Bu iki ziyaret, geceleri birbirine ışık yansıttığı için köy,
Kandil -ışık saçan anlamına gelen bu isimle anılmaya
başlanmıştır.
İlçe merkezine 67 km
uzaklıkta ve Haymana ilçesi köyleriyle sınır bulunan
kasabanın nüfusu 2818dır. Belediye başkanlığı görevini Hacı
KOCA yürütmektedir.
Sosyal, kültürel ve ekonomik
durum:
Başlıca geçim
kaynakları, tarım, hayvancılık ve kısmen nakliyecilik olan
kasabanın yurt dışında bulunan işçilerinin sağladığı
katkılar oldukça önemlidir. Kasabada sanayi yoktur.
Köyde yapılan
düğünlerde bu yöreye ait oyunlar yoktur. Eskiden gelinler bu
yörede ata bindirilir, öyle götürülürmüş. Bölge genelinde
oynanan halk oyunları burada da davul zurna eşliğinde
oynanmaktadır.
Yöresel kıyafet
olarak eskiden giyilen 3 etek ve peştamel vardı. Ayrıca
derbus denilen kuşak bağlanırdı. Bu kıyafeti şu anda
yaşlılar giymektedir. Ancak bu kıyafet bu gün sürekli
giyilmeyip özel günlerde giyilmektedir.
Cenaze
arkasından yöreye has yakılan ağıt yoktur. Her yerde
söylenen ağıtlar burada da söylenmektedir. Gelenek görenek
olarak cenaze evinin ahalisi başkaları tarafından yemeğe
davet edilir. Bu davetler bazen aylarca sürer. Cenazenin tüm
yakınları ve komşuları tek tek cenaze sahiplerini ve
akrabalarını davet ederler. Cenaze evinden izin alıncaya
kadar tıraş olmazlar. İş yerleri ve kahveler özellikle genç
bir cenaze olunca iş yerlerini açmazlar.
Taziyeler çok kalabalık olur. Taziyeye gelen cenaze
yakınları koyun, şeker, çay gibi bazı temel gıda maddelerini
cenaze evine getirirler.
Taziyelerde cenaze
evi günlerce dolar taşar. Her gelen taziyeci grubu Kuran-ı
Kerimden bir bölüm okur veya cenaze evinde bulunan köy imamı
bu görevi yapar. Her gelen taziyeciye çay ve sigara ikram
edilir. Taziye evine girilirken eller öne bağlanır, hiç
konuşulmadan eve girilerek oturulur. Kuran-ı Kerim
okunduktan sonra oda da bulunanların tümü ayağa kalkar ve
taziyelerini ayakta bildirirler. Uzaktan gelen taziyeciler
komşu ve akrabalar tarafından yemek vaktine rastlandığında
yemeğe götürülür.