Butun belediyelerimiz hakinda tum bilgileri asagida alabilirsiniz.

· Büyük Beşkavak ksb.

· Bulduk Kasabası

· Gölyazı Kasabası

· Günyüzü Kasabası

· İnsuyu Kasabası

· Kandil Kasabası

· Karabağ Kasabası

· Kelhasan Kasabası

· Kuşca Kasabası

· Kütükuşağı Kasabası

· Taşpınar Kasabası

· Yapalı Kasabası

· Yeniceoba Kasabası

 

www.cihanbeyli.com

 KUSCA KASABASI

Kuşca Kasabası
Kuşca Kasabası Tanıtımı


 

     Kasabanın kurulması 19.yüzyılın ikinci yarısına rastlar. Bundan önceki tarihlerde burası boş araziden ibaret olup Kelhasan köyüne ait bir yayla imiş. Daha önce Rişvan aşireti adı altında doğudan gelip Yeniceoba’ya yerleşmiş olan Kuşçalılarda bu tarihte oba reisleri arasında büyük sürtüşmeler başlamış. Bu sürtüşmeler uzun süre devam etmiş ve o devrin valisine intikal etmiştir. Vali de bu sürtüşmeleri çözmek için Espikeşan (Cihanbeyli) kaymakamını (Serdaroğlu) görevlendirmiştir. Olay yerine gelen kaymakam Kuşcalılara bugünkü Böğrüdelik köyünü, beğenmedikleri takdirde Zebir yöresini önermiş. Bu öneri Rişvan aşiretince Yeniceoba’dan uzak kalırız diye kabul edilmemiş. Bunun üzerine kaymakam bugünkü toprakların hazine malı olduğunu ve açık arttırma ile ihale usulüyle satılacağını belirtmiştir. Yapılan ihale sonunda Kelhasanlılar en fazla 200 altın verebileceklerini belirtmişler. Kuşcalılar ise 100 deve (500 altın) vereceklerini belirtince komisyon satışı Kuşcalılara yapmış. İşte o günden sonra Kuşça yayla olmaktan çıkarak yerleşim birimi olmuştur. Yeniceoba’dan gelen haneler yavaş yavaş buraya yerleşmişler. İlk yıllarda adı yeniyapan olmuş. Daha sonra köyde hacca gidip hacı olanların sayısı artınca köyün ismi Hacılar Köyü olmuş. Sonra Kuşça adını almıştır. Kasabanın ilçe merkezine uzaklığı 42km. olup, nüfusu 2321’dir. Belediye başkanlığı görevi Mahmut Sarı tarafından yürütülmektedir.
 

Kuşca Belediye Başkanı Kuşca Belediye Binası

ARA AĞIZDAKİ SULAR :

     Burası Kuşça Kasabasında ünlü bir yerdir. Ünlülüğü şuradan kaynaklanmaktadır; Göçmen olan bir grup insan, ‘Ara ağız’a gelip, çadırlarını kurarlar. Bu grup arasındaki bir anne ile kızın birbirlerine olan sevgi ve bağlılıkları o kadar büyüktür ki, gören ikisinin aşık olduğunu zannederdi. Bir gün oradan bir grup atlı geçerken, atlılardan birinin gönlü bu kıza düşer ve bir aşk doğar. Kız da, erkek de birbirlerini seviyorlardır ve adetlere uygun olarak evleneceklerdir. Evlenecek olan kız, annesinden ayrılacağını aklının ucundan bile geçirmemektedir. Ancak erkek bu karardadır, evlendikten sonra karısını kendi ailesinin yanına götürecektir.

     En sonda evlenme gerçekleşir. Erkek kararını kıza açıklar. Kız deliye döner, asla böyle bir şeyin olamayacağını ağlayarak söyler. Erkek hala kendi fikrindedir, ancak onlara düşünmeleri için son bir gece verir. Ertesi gün kız annesinden zorla ayrılmış olacaktır. Son gece ikisi de birbirlerine sıkı-sıkı sarılırlar, sabaha kadar ağlarlar. Ayrılmaktansa, ölmeye seve seve gidebilirlerdi. Onlar için ayrılmak ölmekti. Onlar da bunu dilediler; ayrılmaktansa ölmek. Kuşca Ara Ağız Tepesi

     Sabahın ilk ışıkları belirince erkek gelir, kızı zorla annesinden ayırır, atına bindirir. Ara ağız anne ile kızın haykırışlarıyla inler. At dört nala gitmektedir ki, kıza inanılmaz bir güç gelir, attan düşer, hızla annesine doğru koşmaya başlar. Arada az bir mesafe kalmışken, anne ile kız oldukları yerde birer taşa dönüşürler. Kader işte, anne ile kızı ne birleştirmiştir, ne de ayırmıştır. O gün bu gündür de, bu iki taş durmadan hep ağlamıştır.

     İşte böyledir Ara ağızdaki suların hikayesi. Zamanla iki taş toprağa gömülüp kalmışsa da, sızan gözyaşları onların aşkını hep canlı tutmuştur. Denildiğine göre, bu gözyaşları şifalıymış. Tabii bilinmez. Ama gene de büyük küçük herkes her yıl bu anne ile kızı ziyaret eder, şifalı denen sularından içer. Ayrıca yakınlarında bulunan büyük bir çalılık da, dilek çalığına dönüştürülmüştür. Şimdilerde yakınlarında güzel kokulu sarı çiçekler ve değişik türde bitkiler ile dağ tavşanlarının olduğu, küçük fakat güzel bir dinlenme ve sessizliği dinleme yeridir. 


 

www.cihanbeyli.com