· Ağabeyli Köyü (Ağabeyli Köyü Tanıtımı)
· Beyliova Köyü (Beyliova Köyü Tanıtımı)
· Böğrüdelik Köyü (Böğrüdelik Köyü Tanıtımı)
· Çimen Köyü (Çimen Köyü Tanıtımı)
· Çöl Köyü (Çöl Köyü Tanıtımı)
· Damlakuyu Köyü(Damlakuyu Köyü Tanıtımı)
· Kayı Köyü (Kayı Köyü Tanıtımı)
· Kırkışla Köyü (Kırkışla Köyü Tanıtımı)
· Korkmazlar Köyü (Korkmazlar Köyü Tanıtımı)
Küçük Beşkavak Köyü (K.Beşkavak Köyü tanit.)
· Mutlukonak Köyü (Mutlukonak Köyü Tanıtımı)
· Pınarbaşı Köyü (Pınarbaşı Köyü Tanıtımı)
· Sağlık Köyü (Sağlık Köyü Tanıtımı)
· Sığırcık Köyü (Sığırcık Köyü Tanıtımı)
· Turanlar Köyü (Turanlar Köyü Tanıtımı)
· Tüfekçipınar Köyü (Tüfekçipınar Köyü Tanıtım)
· Uzunca Köyü (Uzunca Köyü Tanıtımı)
· Yeşildere Köyü (Yeşildere Köyü Tanıtımı)
· Yünlükuyu Köyü (Yünlükuyu Köyü Tanıtımı)
· Zaferiye Köyü (Zaferiye Köyü Tanıtımı)Damlakuyu Köyü
Damlakuyu Köyü Tanıtımı
Konya ve yöresi Hititlerden sonra Frigyalılar’ın, Lidyalılar’ın, sonrada İran’da devlet kurmuş Persler’in eline geçtiğine göre, Damlakuyu’nun geçmişinin tarih öncesine dayandığını söyleyebiliriz. Köyde bulunan Hititler dönemine ait Hüyük bunun kanıtıdır. Hüyük’ün yapılışı nedeni hakkında çeşitli rivayetler vardır. Hüyük (Büyük Çorca), insanların barınmak ve korunmak amacı ile inşa ettikleri bir yapıdır. Köye ismini de veren Hüyük’e Büyük Çorca denilir. Çorca, akan iki sudur. Büyük bir dere görünümünde olan su (yer altı suyu), Hüyük’ün altından geçerek ‘çoraklık’ denilen yerde yeryüzüne çıkar. Hüyük’ün karşısındaki küçük tepenin altından geçen suya ise ‘Küçük Çorca’ denilir. Hüyük’ün altında tünellerin olduğu söyleniyorsa da kesin bilgi yoktur.
Hüyük’ün altından geçerek çoraklıkta su yüzüne çıkan bu su, yazları havanın ısınması ile buharlaşıp geride ince bir tuz tabakası bırakır. Eskiden buraya yerleşmiş olan insanlar bu tuzları toplayıp satarak ekonomilerine katkıda bulunuyorlarmış.Bir rivayete göre de köyün yerleşim yeri olarak kullanıldığı zamanlarda (Hititler) Höyük, haberleşme amaçlı yapılmıştır. Çukurda olan köy arazisi üzerine kurulan evler çevreye bakıldığında, küçük yükseltilerle çevrilidir. Karşı tarafta yaşayan insanlarla haberleşmek için Hüyük’ün küçük yükseltilerin seviyesine göre yapıldığı görülür. Haberleşme aracı olarak da ateş yakıldığı rivayet edilmektedir. Hüyük’ün kuzey tarafında kapıya benzer, işlemeli bir taş bulunmaktadır. Rivayete göre bu taş, tam karşısındaki tepelerde üzerinde işlemeler olan başka bir taşı göstermektedir. 1967’de Hüyük üzerine Atatürk anıtı yapılarak park durumuna getirilmiş olup 7. Cumhurbaşkanı Kenan EVREN tarafından örnek köy ilan edilmiştir. Bizanslılar döneminde EGDANA olarak anılan ÇORCA’nın ismi Cumhuriyet döneminde “Damlakuyu” olarak değiştirilmiştir. Damlakuyu’nun ismi olan “Çorca” hakkında da bazı rivayetler vardır; Eski çağlarda hastalığın genel adının ‘Çor’ olduğu, köy yerleşiminde bulunan çamurlu suyun bazı hastalıklara iyi geldiği, bu nedenle bu ismi aldığı söyleniyor.Bir rivayete göre de, eski zamanlarda köye yerleşmek için iki yabancı gelmiş. İsimleri “corci” imiş. Büyük Corci şimdiki köyün merkezine, küçük Corci ise köyün dışına, Höyük’ün doğusuna bakan yere birer ev yapmışlar. Bu insanlardan sonra buraya yerleşenler merkez köye Çorca, merkez köyün dışında kurulan yere de Küçük Çorca demişler. Bugün küçük Çorca adıyla anılan mevki vardır, fakat bu mevkide oturan olmayıp tarla olarak kullanılmaktadır. Köyün altından geçerek Hüyük’e, oradan da Çoraklık’a giden suyun isminden dolayı da bu ismi almış olabileceği söylenmektedir. Çoraklık, köyün kuzeyinde Ankara – Konya yolunun her iki yanındadır. Yolun batısında bulunan toprak kırmızı, doğusunda bulunan toprak ise beyazdır. Cihanbeyli ve köyleri yıllarca bu toprakları, suyu geçirmeme özelliğinden dolayı dam (çatı) örtüsünde kullanmışlardır. Damlakuyu köyünün doğusunda bir ‘Düden’ bulunmakta olup, Hüyük’ün altından geçen suyla beslenmektedir. Suyunun sodalı olması sebebiyle eskiden köylüler, Düden’den akan suyla yün (yapağı) ve buğday yıkarlarmış. Düden, 30m2’lik bir alanı kaplayan küçük bir su birikintisi olup dibi yoktur. Düdenin bitki örtüsü “Kındıra” denilen bir bitkidir. Bu bitki yıllarca tırpanla biçilerek evlerde ev örtüsü, damlarda dam örtüsü olarak kullanılmıştır. Damlakuyu köyü; Konya – Ankara yolu üzerinde bulunmaktadır. İlçeye 12 km. uzaklıkta olup doğusunda Cihanbeyli’ye bağlı Üzerliktepe Mahallesi bulunur. Köyün bu mevkiine “Hidoğlu ve Farsak” adı verilir. Güneyinde yine Cihanbeyli’nin mahallesi olan Gemecik, güneybatısında ise Ahirigüzel vardır. Batısında “Karaburun” denilen tepe bulunur. Nüfusu 454 olup, muhtarlık görevi Halil Üçler tarafından yürütülmektedir. Köyde eğitime büyük önem verilmekte olup, başta öğretmenlik, doktorluk, mühendislik gibi çeşitli mesleklerde yetişmiş pek çok Damlakuyu’lu bulunmaktadır. Köyde bir sağlık evi mevcut olup faal değildir. Başlıca geçim kaynakları tarım, karayolu taşımacılığı ve hayvancılığa dayanmaktadır.
Yörenin örf ve adetleri :
Cihanbeyli genelinde olduğu gibidir. Köyde uzun kış gecelerinde bazı oyunların eskiden oynandığı belirtilmektedir. Bugün artık unutulmaya yüz tutmuş olan bu oyunlardan birisi, “Saya” oyunudur. Bu oyun, ‘Saya-saya sallı boya’ tekerlemesini söyleyen köy gençlerince yapılır. Geldikleri evin önünde “verenin altın başlı oğlu, vermeyenin kel başlı kızı olsun” diyerek hane sahibinden bulgur, yağ gibi yiyecekleri talep ederler, toparlanan yiyecekler gençler arasında pay edilerek yenir veya satılır. Bu adet üç aylar dediğimiz ayların birincisi olan Recep ayının başlangıcında yapılırdı. Bir diğer oyun ise “Kirpi” oyunudur. Bu oyunda, evlenme çağına gelmiş genç bir kız kirpiyi temsilen peştemal ile örtülür. Orada bulunanlar, kirpiye dünürcünün adını söylerler. Dünürcü zenginse kirpi kıpır-kıpır kıpırdar, eğer fakirse hareketsiz bir şekilde hiç tepki vermeden büzülür. Bunun sonucunda orada bulunanlar gülüşerek eğlenirler. Yaz gecelerinde ayın sini gibi olduğu dolunay durumunda kızlı-erkekli Süldürsümük oyunu oynanır. Taşlar dizilir, kemik atılır. Her grup kemiği aramaya koyulur. Kemiği bulan kaçarak dizili taşların yanına gelmeye çalışır, tutulursa yakalanırsa yakalandığı yerden dizili taşlara kadar sırtına binilir. Kemik atılırken “süldürsümük, gitti kemik” denilir.
Köyde sıkça söylenen mani ve türkülerden bazıları da şu şekildedir:
Sevip sevgilisini alamayanların ağzından,
Gülüm seni yad ellere vermişler
Saçını kara sırmayla örmüşler
Camekanda cemalini görmüşler
Rüyamda seni bana vermişler.
Eğlen ağam eğlen ben de varayım
Gittiğin yollara kurban olayım’
dizeleri dökülür.
Başka köye gelin gidenlerin duygu ve düşüncelerine de,
Atın beni taşlarınan
İnem gidem kuşlarınan
Kuşlar gelir ben gelmezsem
Görün beni düşlerinen
dizeleri tercüman olur. (Kaynak kişi: Ayşe ÜÇLER)
Afyon Emirdağ’ından Tuz gölüne kağnıyla tuza gidenler köyden geçerken,
Emirdağ’ı birbirine ulalı
Hut em yüzük parmağına dolalı
Yıllar oldu seni elden soralı
Türküsünü söylerlermiş.
Çorca çorak değil mi?
Yolu ırak değil mi?
Şu Çorca kızlarının
Yüzü boyak değil mi?
Copyright © Cihanbeyli.com Tüm hakları saklıdır.(HAKAN)