CELİKAN
AŞİRETİ
Celîkaıı
aşiretinin bağlı bulunduğu aşiret federasyonu
Reşwan (Reşî)'dir. Buna göre yazılı kaynaklar da
göz önünde Susulursa Celîkaniann merkezi
Maiatya-Aciıyaman dolaylarıdır. Necdet Sakaoğlu
"Köse Paşa" adlı eserinde şöyle der; "Doğu
Anadolu 'mm en namlı ailelerinden olun
Reşvanzadeler bir yandan konfederasyon üzerinde
Mukata voyvodası, bir yandan da Maraş, Malatya
ve Besni Malikhaneleri mutasarrıfı olarak
ikiyüzyıh aşkın bir süre kendi bölgelerinde
mutlak söz sahibioldular. ..."
Celîkaıı Aşiretinin merkezi bugün Adıyaman'ın
Çelikhan ilçesi ve çevre köyleridir. Çelikhan
ilçesi daha önceleriCeiîkan adı altında
Malatya'ya balı bir bucaktı. Adıyaman 1954
yılında Malatya'dan ayrılıp il olunca Cclîkan'da
ilçe merkezi oldu ve Çeükîıan adıyla Adıyaman'a
bağlandı. Sömürgeci Türk devletinin Kürtçe
isimler üzerindeki yok etme ve inkar çalışmaları
buradada kendisini bir kez daha
göstermiştiAşiretler konar-göçer olmalarından
dofayı mevsimden mevsime yaylak ve kışlaklar
arasında hareket halindeydiler. Bu da Osm.
İmp.'nun aşiretleri kontrol altına almas'ırn,
vergilerin toplanmasını zorlaştırıyordu. 1700'lü
yıllardan sonra imparatorluğun doğuda
problemleri çoktu.
Rus
ve İran ülkelerinin güçlenmeleri ve önemli bir
tehdit olmaları, mezhep kargaşalıkları,
Kürdistan'daki başkaldırı denemeleri, Anadolu'yu
saran çetelerin durumu, önemli bir potansiyel
olan konar-göçerlerin durumu, v.s. Bu farklı
nedenlerden ötürü aşiretlerin iskana tabi
tutulması kararı alınmıştır. Bu kararlar ilkkez
sürgün ve cezalandırma politikalarıyla 1690'li
yıllarda uygulanmıştır.
Reşwaıı aşiretlerinin varlığı Osm. İmp. için
lıep sorun olmuştur. Onları dağıtmak ve
parçalamak için özel fermanlar çıkartılmış ve
üzerlerine ordular gönderilmiştir. Bu bağlamda
1750'lerden sonra çelişkiler hat safhaya
varmıştırMalatya-Maraş yöresine hakim o!an
Reşwan'lardı. Bu hakimiyet nedeniyle konar-göçer
olan aşiretler farklı farklı bölgelere dağılıp
yerleşebiliyordu. Celîkan aşiretinin bir bölümü
islahiye ovasına ve çevresine yerleşti. Bu
bölgeye yerleşilince Ana bölgeden kopuş yaşanmış
aşiretin buradaki aileleri bağımsızlaşmalardır.
Çeliklin'daki akrabalık bağlanda böylece sona
ermiştir.
Bölgeye ilk kez aile ziyareti amacıyla 1981
yılında gitsiın. O iarihie 76 yaşıncia alan bir
yakınımdan şu bilgileri öğrenmişisin. Celîkan
tarbölgede farklı ilçe ve bunlara bağlı
köylerinde yaşamaktadırlar. Bugün İslahiye,
Nurdağı (Kömürler), Türkoğhı, ve Pazarcık
ilçelerinin bazı köylerinde oturmakladırlar.
Bu ilçelere bağlı tespit edebildiğim 13 köy
mevcuttur. Bunlar; Toplama, Mesıhöyiik, Kınçkal,
Zencirli. Çamurlu, Hisar, Külhaşkarahöyük ve
diğerleridir.
Bir rivayete göre; bölgeye yerleştirilen Celîkan
aşiretini ıslah etmek amacıylaislahiye ilçesi oluşturulmuştur. Islah iye isminin
buradan geldiği söylenir. Bu Köylerden şehirlere
çok önemli bir göç yaşanmıştır. Özellikle
Antep'e yüzlerce aile yerleşmiştir. Asimilasyon
politikaları uygulanmış ve bundan dolayı önemli
problemler doğmuştur. Köyİer günümüzde günlük
yaşamlarında Türkçe konuşmakla e Kürt kültürü,
dili unutulmayla yiizyüze kalmıştır.
Celîkan
Aşireti mensupları hayvancılık ile
uğraşmaklaydılar, Koyun, keçi ve deve
beslerlerdi. Devecilik taşımacılıkta
kullanılırdı, islahiye ovasında küçük yerleşim
alanları oluşturmuşlardı. Bölge sulak ve
sazlıktı. Sazlıktan aldıkları kamışlarla
barınaklar ve hayvanlar! için ağıllar
yapmışlardı. Bölgenin sulak olması barınma ve
sağlık problemlerinin çoğalmasına neden olmuştu.
Celîkanlar birbirlerine bağlıydılar. Aileler ve
köyler arasında ilişkiler hep devam etmiş bu
nedenle ilerleyen yıllarda akrabalık bağları
kopmamıştır. Temel besin maddeleri bulgur, süt,
yoğurt, yağ, peynir ve etli. Ayrıca doğadan
topladıkları yenilebilinir yeşillik bitkileri de
beslenme ürünleri arasındaydı. Ekebildikleri
küçük alanlarda buğday yetiştiriyor, un, bulgur
ihtiyaçlarımda böylece çözüyorlardı.
Orta
Anadolu'daki yaylalar
Osmanlı yönetiminin bazı değişiklikler yaparak
aşiretlerin iskanını başlatması çoğu aşireti
zora sokmuş ve bu nedenlede yaylak ve kışlak
sorunu baş göstermiştir. Celîkan aşireti
islahiye ovasına yerleştikten sonrakuzeyde Sivas
ilinin Gürün ve Kangal ilçelerinin çevresini
yaylak olarak kullanıyordu. Böylece Ceiîkanlar
ilk kez orta Anadolu'ya da gelmiş oluyorlardı.
Tahmini tarih 1840'Sı yıllar. Anlatımlara göre,
bölgede sivrisinek çoktu ve hastalıklar vardı.
Aynca meraların azlığı önemli bir problemdi. Bu
nedenlerin yaylak olan Gürün ve Kangal'a baz!
ailelerin yerleşmesine vesile olduğu söylenir.
1994 Mayısında Antep'e yaptığım gezimde çok
yaşlı bir nineden yaylanın uzun yıllar-yaklaşık
yarını yüzyıl- kullanıldığını ve sonradan
yerleşildiğini duydum.
Cengiz Orhunİu (Osmanlı İmp. Aşiretlerin iskanı)
şöyle der; "Anadolu'da de vlet için büyük
aşiretler önemli bir mesele teşkil etmekteydi.
Bunlardan biri olan Reşvan aşireti kışlak için
Arabistan topraklarına inmekte iken, artık Bozok
ve Uzunyayla taraflarına gitmekte idi. 1830
yılında Sivas eyaletinin muhtelifkasaba ve
köylerine kabile kabile yerleştirildikleri halde
aşiret usulünden çıkmamışlardı. Kışlakta olan
aşiretler üzerine birer nazır tayin edilerek
onların başıboş hareketleri hiç olmazsa kontrol
altına alınmak istendi......"
1994
yılındaki yaşlı nine bana: "Bir vakit gelmiş
artık yaylaya gidip gelenler orada kalmışlar.
Bir parçamızda orada kalmış." demişti.
Aşiret parçalanıyor ve dağılıyordu. Bu arada
yeni yurtlar ediniyorlardı.
Ceiîkanlar
Sivas'ın Gürün ve Kangal ilçelerinin bazı
bölgelerinde köyler oluşturdular. Evler ve
hayvanları için ağıllar yaptılar. Bölgede kışlar
çok sert ve yağışlıydı.Yapılan ev ve ağıllar
iaş, kerpiç ve çamurdandı. Celîkan aşiretinin
oluşturduğu köyler günümüzde hemen hemen terk
edilmiş gibidirler. Aileler ilerleyen yıllarda
ekonomik nedenlerden dolayı özellikle İstanbul'a
göç etmişlerdir. Kalanların sayısı ise birkaç
haneden ibarettir. Gürî'm'e bağlı Beklaşlı
köyleri. Kangal'a bağlı Havuz ve
Avşarören.
Bugün
bile Kulu'daki Celîkanlar Gürün ve Kangal'a
yayla derler. Hatta bazı kimseler bu isimle
anılır ve çağrılırlar. Örneğin; Mestî Yayie,
Hamoyî YayleOmerî Yayle v.b. gibi. Yaylada,
aşiretten bazı ailelerin evlerinin yıkıntıları
halen mevcuttu]'.
Yaylada
yerleşik düzene geçilince komşu köy ve
aşiretlerden, Türklerden kız alıp vermeler olur.
Komşu Alevi aşiretlerle dini çatışmalar yaşanır.
Bu arada güneydeki anayurttla ilişkiler devam
eder, gidip-gelenler olur. Sürülerin otlatılması
nedeniyle Anadolu'nun içlerine, Haymana ovasına
doğru uzun yolculuklar yapılır. Komşu
aşiretlerden ve kervanlarla İstanbul'a gidip
gelenlerden öğrenilen bilgiler doğrultusunda
Haymana ovasının geniş meralara sahip olduğu
öğrenilir. Celîkanlar bu bölgeye gelip
konaklayarak 5-6 ys! kalıyor ve sürülerini
otlatıyorlar Hicri 1297-(Miladi 1876). Bölgede
yağışların olmaması nedeniyle kurakhk oluyor ve
Haymana ovasından yaylaya geri dönüş
yaşanıyor.
Kssa
bir aradan sonra tekrardan yayladan kesin
ayrılış gerçekleşiyor. Hicri 1303 (Miladi-1882)
yılında Haymana'ya göç edilir ve bugünkü
Kırkpmar'ın bulunduğu yere kalıcı olarak iskan
ederler. Yaylada kalanlar da olur. Bunlar
genellikle yöreden evlenenlerdir. Bazı ailelerde
5-10 yıl sonra Haymana'daki yakınlarının yanına
göç ederler. Kırkpınar köyüne çok geç tarihli
dönemlerde bile göç edip gelenler
olmuştur.