|
Şexbızınlar da Evlenme ve
Dügün Adetleri(Sındıran Nahiyesi)
SINDIRAN
(YENİCE)
KASABASINDA
EVLENME GELENEKLERİ
Akrabalık
ilişkileri üzerine temellendirilmiş aşiret
biçimdeki örgütlenme yapılarında evlilik özel
bir anlam taşır. Aşiret içinde var olan ve
aşiretin temel yapısını belirleyen akrabalık
terminolojisinin bir çok kavramı evlilik yoluyla
oluşturulur. Sadece belli terimleri değil bir
tür akrabalık olan hısımlık gibi bir kurumu
oluşturur.
Mülkiyetin
başlangıcından beri varolduğu söylenebilecek
olan evlilik kurumu farklı kültürlerde farklı
anlamlar, kavramlar ve uygulamalar çerçevesinde
gelişir, biçimlenir ve kendini var eder.
Antropoloji gibi bilimler için evlilik sadece
önemli bir geçiş töreni değil, ekonomik, sosyal,
siyasal yönleri olan önemli bir uğraş
alanıdır.
Egemen
kültürlerin-dil vb. önemli kültürel unsurlar
dışmda-asimilasyon politikalarının yanı sıra
toplumun modernleşme ile tanışması da geleneksel
olan birçok değerin kırılmasına ve yerini daha
evrensel değerlere bırakmasına yol açmıştır.
Yapılan bu çalışmada, geçmiş ve günümüzde
görülen uygulamalar bir arada verilerek bu
açıdan bir karşılaştırma olanağı sağlanmaya
çalışılacaktır. Bunun yanı sıra çalışmada amaç
sadece evlilik olgusunun derlenmesi ve bir düzen
içinde verilmesidir. Bir araştırma değil de bir
derleme olduğundan dolayı temellendirme ve
açıklamalara gidilmeyecektir.
Bu
çalışmanın verileri 1999 yılında Yenice'de
yapılan görüşmelerle elde edilmiştir. Osmanlının
konar-göçer aşiretleri iskan etmeye çalışması
sırasında Haymana ilçesine gelen Şexbızm
aşiretine mensup olan Yenice, o dönemin merkezi
yerlerinden birini oluşturmuştur. Kendi
ifadelerine göre 1800'lerde Elazığ-Palu'dan
buraya göç etmişlerdir. Palu'dan geldikleri için
de bu grup Palaniler olarak adlandırılmaktadır.
Kasabanın ilk ismi yazılı kaynaklarda Şexbızm
Nahiyesi olarak geçer. Kurtuluş Savaşı'ndan
sonra da burası "düşmanın sindirildiği yer"
anlamına gelen Sındıran olarak adlandırılır.
Cumhuriyet döneminde kasabanın ismi tekrar
değiştirilerek bugünkü ismi kullanılmaya
başlanır.
Yenice
kasabası, Haymana ilçe merkezinin 30 km.
güneydoğusunda yer almaktadır. Kuzeyinde
Güzelcekale; güneyinde Kutluhan; doğusunda
Balçıkhisar, Pınarbaşı; batısında ise
Şerefligökgözü köyü
bulunmaktadır.
Kasabanın
geçim kaynağı temelde tarıma dayalı olmakla
birlikte, büyükbaş hayvan besiciliği ile
sebze-meyve alım satımı gibi ticari işler de
yapılmaktadır. Tarım ürünü olarak genelde
buğday, arpa, yulaf ve çavdar
yetiştirilmektedir.
Evlenme
Biçimleri
Yenice
genelinde tek eşli evlilik biçimi hakim olmasına
karşın çok eşlilik de (polijini) görülmektedir.
Çok eşli olmak genelde ailedeki kadın işgücüne
olan gereksinimi karşılamak olarak açıklansa da
bunun temel nedenini toplumdaki soy zincirinin
erkek (babahukuku) üzerinden yükselmesi
oluşturmaktadır. Bu tür evlilikler özellikle
erkek çocuğu olmayan kişiler tarafından
gerçekleştirilmekte ve böylesi bir gerekçe de
bir erkeğin iki kadınla evlenmesini de
meşrulaştırmaktadır.
Bir diğer
evlilik biçimi ise kızın kaçması kaçırılması
şeklinde gerçekleşmektedir. Aşiret biçiminde
örgütlenmiş toplumlarda gerekli olan akrabalık
(hısım olarak) bağlarının kurularak, bir
aşiretin bir diğer aşiretle ittifak kurmasında
evliliklerin rolü oldukça büyüktür. Dolayısıyla
evlilikler daha çok ailelerin (veya kabilelerin)
çıkarları doğrultusunda karar verebilecek olan
kişilerin (daha çok kabileaile reisleri)
kararları doğrultusunda gerçekleşmektedir. Bunun
dışında taraflar arasındaki ekonomik eşitliğin
de evliliklerde azımsanmayacak derecede önemli
olduğunu görüyoruz. Bu tür nedenlerle birbirini
isteyen kız ve erkek, ailelerini ikna
edemedikleri zaman çözümü kaçmakta bulmaktadır.
Buna paralel olarak toplum, kız kaçma
kaçırılmayı milimize etmek için de caydırıcı
özelliği olan birtakım uygulamalar
geliştirmiştir. Örneğin kaçan kaçırılan kıza
normal bir düğün yapmayıp ve kız ailesi kızın
çeyizini vermeyerek yapılan hata yüzünden
cezalandırmaktadır. Ayrıca böyle bir durumda iki
aile arasında oluşan gerginliğin giderilmesinde
köyde saygın bir yeri olan ve iki aile üzerinde
etkili olan kişiler etkili
olmaktadır.
Buradaki
evlenme biçimlerinden biri de iki ailenin
karşılıklı olarak birbirlerine kızlarını vermesi
biçiminde gerçekleşen berdel evlilik biçimidir.
Bu tür evlilik daha çokyüklü miktarda olan
başlık paralarını karşılayamayan aileler
arasında gerçekleştiği söylense de temel nedeni
ve çıkış noktası salt başlık parasının çokluğu
değildir. Berdel var olan ilişkiler ağı içinde
periferide bulunan diğer kültürel birimlerle
açıklanacak bir durumdur. Amacımız evlilik
kurumunu açıklamak olmadığından bunun gibi
detaylara gidilmeyecek sadece var olan
uygulamalar kavramlaştırmalar çerçevesinde
verilecektir. Yenice'de bu şekilde evlenmiş
kişiler bulunmakla birlikte günümüzde
geçerliliğini yitirmiştir.
Evlenme
Çağı ve Eş seçimi Yenice'de
cinsiyet rolleri erken
bir yaşta
öğrenilir.
Özellikle
ergenlik
çağma gelindiğinde
cinsiyetler
arasında katı
sınırlar oluşur. Kızlarla erkeklerin bir arada
bulunması hoş karşılanmayan bir
durumdur.
Cinsiyet
rollerinin erken öğrenilmesi öğretilmesine
paralel olarak evlilik yaşı da oldukça düşüktür.
Kızlar için evlilik yaşı 15-20, erkekler içinse
18-23 yaşları arasında
değişmektedir.
Evliliklerin
akrabalar arasında yapılması özellikle tercih
edilen bir özelliktir. Böylece erkek ailesi,
evine gelecek olan kadının tanıdığı biri olması
avantajlarını kullanmış olur.
EVLİLİK
AŞAMALARI
Kız bakma
ve kız isteme Akraba evliliğinin mümkün olmadığı
durumlarda uygun bir kız arama işlemi erkek
ailesinin yanı sıra akrabalar ve aileye yakın
kişilerce de yürütülür. Uygun bir kız
bulunduğunda öncelikle aracı olan kişiler
tarafından kızın ailesinin düşüncesi
öğrenilmektedir, ki bu noktada "reddedilme" gibi
bir olumsuzluğun önüne geçilmiş olunur. Böylece
ailenin saygınlığı da korunmuş
olur.
Kız
evinden olumlu bir haber alındığında erkek
tarafından baba, anne ve aile büyükleri kız
istemeye giderler. Yine aynı şekilde kız
tarafında da baba, anne ve aile büyükleri
bulunur. Kızın verilmesi durumunda iki taraf
kendilerini temsil edecek birini görevlendirir.
Bu kişiler arasında "qaling" ve çeyiz miktarı
konuşulur. (Kız tarafı ne kadar çok qaling ve
çeyiz isterse, ailenin saygınlığı da o kadar
artar. Buna karşın erkek tarafı da
saygınlıklarının zedelenmemesi için ödün verir.)
İki taraf pazarlıkta anlaşma sağlarsa "iş
tatlıya bağlandı" diye tatlı
yenir.
Kız isteme
sırasında, "söz kesilmesi" ise anlaşmanın
sağlandığını gösterir.
Diyarxer
töreni
Nişan
törenine "Diyarxer" denilmektedir. Geniş
katılımlı olan bu tören evliliğin ilanı anlamını
taşır. Bu yolla iki taraf arasında anlaşmanın
sağlandığına atıfta bulunulur. Bunun yanı sıra
takılan nişan yüzüğü ile de o kızın "sahipli"
olduğu anlaşılır ve başkaları tarafından
istenmesi engellenmiş olur.
Evliliğin
bu aşamasından itibaren kadınlar aktif bir rol
üstlenir. Erkeklerin katılmadığı bu törende, kız
ve erkek tarafının kadınları ilk kez karşı
karşıya gelir. Burada hem gelin olacak kız
akrabalara tanıtılması, hem de artık akraba
(hısım) olacak kadınların birbirini tanıması da
bu törenin bir diğer amacını ortaya koyar.
Taraflar arasıdaki ilk rekabet de burada
karşımıza çıkar. Yüzük, elbise vb. çeşitli
hediyelerin getirildiği bu törende, her ne kadar
erkek tarafının daha çok hediye getirmesi
beklense de kız tarafı da altta kalmak istemez.
Genelde öğleden sonraları yapılan bu törende
ortaya bir sini (tepsi) konulur ve üzerine de
bir poşu serilir. Getirilen hediye ve paralar bu
siniye bırakılır. Böylece kimin ne getirdiği
törende bulunanlar tarafından görülmüş olur. Bu
hediye ve paralar kızın olur. Kızın paraları
kendi çeyizi için kullanması gibi bir beklenti
söz konusudur. Tören kız evinin konuklara
sunduğu yemeğin ardından sona
erer.
Şîranî ve
şerbet töreni Diyarxerden sonra tarafların maddi
durumları doğrultusunda Şiranî veya Şerbet
töreni yapılır. Maddi durumları iyi olmayan
tarafların davetlerinde şerbet içilir. Bu basit
bir tören niteliğini taşır.
Genelde
Perşembe gününe denk getirilmeye çalışılan
Şiranî ise yemekli büyük bir törendir. Şiranîde
verilecek olan yemeğin masrafları erkek tarafına
aittir. Erkek tarafı törenden bir gün önce-tören
kız evinde gerçekleşeceğinden- yemek için
kestiği üç-dört koyunu, pirinci vb. malzemeyi
kız evine gönderir. Aynı gün her iki taraf sözlü
olarak yakınlarını şiranîye davet eder. Ertesi
gün yemekler -yine giderleri erkek tarafının
karşıladığı- bir aşçı tarafından hazırlanır. Kız
evinin bahçesinde büyük sofralar hazırlanır,
gelen konuklar burada ağırlanır. Genelde yemeğe
ilk erkekler başlar ve ancak onlar yemeklerini
yiyip çekildikten sonra aynı sofralar bu kez
kadınlar için hazırlanır. Çok sık olmamakla
birlikte kadın ve erkekler için aynı anda sofra
hazırlandığı görülse de, kadın ve erkeklerin
birlikte oldukları karma sofralar
bulunmaz.
Şiranîde
de getirilen hediyeler için görülecek bir yere
tepsi konulur ve konuklar getirdikleri
hediyeleri tepsinin üzerine bırakır. Gelen
hediyeler kız ve oğlan tarafındaki kadınlar
tarafından hesaplanıp bir listesi yapıldıktan
sonra gelin kıza verilir.
Qaling ve
dayı xelatı
Eskiden
nakit para sıkıntısından dolayı qaling yerine
koyun, inek, at, buğday ve toprak gibi şeyler
verilirdi. Günümüzde başlık nakit para olarak
verilmektedir. Başlık parası günümüzde de
geçerliliğini sürdürmesine karşın bu geleneğin
kalkmasını isteyenler de bulunmaktadır. Başlık
parası söz kesilirken belirlenmekte; para
düğünden önce yanlarında bir-iki şahidin de
bulunduğu bir ortamda kız babasına teslim
edilmektedir.
Bunun yanı
sıra başlık parasıyla birlikte dayı xelatı
verilmektedir. Kızın dayılarına verilen hediye
(ki bu genelde tay vb. olur) qaling parasının
konuşulması esnasında belirlenmektedir. Kız
dayısı da kıza çeşitli hediyeler (eskiden halı,
yastık vb; günümüzde ise bilezik)
vermektedir.
Nikah
Dini
nikahın yapılış zamanı da günümüzde farklılık
gösterir. Eskiden gelinin oğlan evine
getirildiği gün yapılan dini nikah günümüzde
(damadın kızla eskiye oranla daha sık ve rahat
görüşebiliyor olmasından dolayı) gelin ve
damadın görüşmelerinin dinen bir sakınca
yaratmaması için söz kesildikten sonra
yapılmaktadır. Nikahta kız ve oğlan ile birlikte
iki tane de erkek şahit bulunur. Şahit olarak
erkek bulunmadığı zaman ise bir erkek şahit için
iki kadın da nikahta şahitlik yapabilmektedir.
Nikah sırasında kızın bir vekili bulunur, burada
kızın vekaleti babası kardeşi ya da amcasına
aittir. Damat kendi vekili olabileceği gibi
babası vb. bir kişiyi de kendisini vekil olarak
seçebilir. Nikahta imam önce damadı -onun nikah
bilincini ölçmek amacıyla- çağırarak, ona dini
bilgiler (Müslümanlığın gerekliliklerini,
İslam'ın, imanın şartlarını vb.) sorar. Daha
sonra imam, damadtan vereceği mehiri söylemesini
ister. Mehir genelde bir altın olabileceği gibi
inek, toprak vb. şeyler de
olabilmektedir.
Mehir
nikahın "farz"ı olarak kabul edilir. Damadın
mehir olarak vereceği şeyi nikah sırasında
mutlaka ifade etmesi gerekmektedir. Ancak mehir
nikah sırasında verilebileceği gibi nikahtan
sonra da verilebilir. Mehrin sonra verilmesi
durumunda, buna zamanı geçmiş anlamında "mehr-i
muaccel" denir.
Resmi
nikahın gerçekleştirilmesi ve tarihi, dini
nikahtaki gibi belirlenmiş katı kurallara sahip
değildir. Bu nikah düğünden önce yapılabildiği
gibi düğün sonrasına erteleyenler de
bulunmaktadır.
Çeyiz
Modernleşmeyle
birlikte alım gücünün yükselmesi çeyiz
eşyalarını da değişmiştir. Çeyiz eşyası yeni
kurulacak bir ev için gerekli olan bütün
ihtiyaçları karşılayacak derecede zengindir. Kız
evi genelde evde kullanılacak olan el işleriyle
birlikte mutfak gereçlerini hazırlamakla
yükümlüdür. Geriye kalan beyaz eşya, yatak vb.
oğlan tarafı hazırlar.
Çeyiz,
daha çok gelin olacak kızın becerikliliğinin
kanıtı olarak görülmektedir. Hem bu gerekçeyle
hem de kız ailesinin kızları için hazırladıkları
eşyaların gösterilmesi amacıyla düğünden bir
hafta önce çeyiz serme işlemi yapılır. Önceleri
-evin çatıları düz, olduğu için- halılar çatının
üzerinde sergilenirdi. Havlu, çorap vb. için ise
evin önüne çakılan iki direğe bağlanan iplere
asılırdı. Şu an da ise çeyiz için bir oda
hazırlanmakta ve çeyiz burada sergilenmektedir.
Çeyiz için komşu ve akraba kadınlar çeyiz
görmeye çağırılmakta; onlar da kıza olan
yakınlıklarına göre çeyiz için hediyeler
getirmektedir. Kına gecesi hediye bohçaları
hazırlanarak çeyiz toplanmaktadır. Günümüzde
geçerliliğini yitiren adetlerden biri de çeyiz
defteridir. Çeyizdeki eşyaların muhtar onaylı
bir kaydı niteliğini taşıyan bu defter, kızın
boşanması durumunda kıza ait olan eşyaların geri
verilmesi amacını
taşımaktaydı.
DÜĞÜN
AŞAMALARI
Düğün
hazırlığı / Bayrak ekmeği Düğün öncesi önemli
hazırlıklardan biri düğüne gelecek olan
konukların ağırlanması sırasında kullanılacak
olan yufka ekmeğin hazırlanmasıdır. Yapılan bu
ekmeğe "bayrak ekmeği"
denilmektedir.
Düğünde
konukların ağırlanması ağırlıklı olarak erkek
tarafında olduğundan, bu ekmek erkek tarafındaki
kadınların yardımlaşmalarıyla birlikte düğünden
iki-üç gün önce yapılmaktadır.
Brazava
Geleneksel
yapıların etkileşim içinde değişmesine paralel
olarak bu yapıya yeni motifler eklenir.
Yenice'de de önceleri gelin almaya damat
gitmediği için sağdıçlık (brazava) bulunmadığı
belirtilmiş olsa da sağdıcın görevlerini
üstlenen birinin -bu kişiye herhangi bir isim
verilmiyordu-olduğundan söz edilir. Eskiden
damadın, gelin almaya gidildiği gün, bu kişinin
evine gelip düğün bitimine kadar bu kişinin -bu
kişinin genç biri olması gerekiyordu-evinde
kalırdı. O genç de evindeki bir odayı damat için
ayırıp düzenlerdi. Bu odanın baş köşesine damat
için bir döşek serilirdi. Damadı görmeye gelen
kişileri o döşeğe oturtmaya çalışırlardı. O
döşeğe sadece damadın oturması gerektiğini
bilenler oraya oturmaz, yanlışlıkla biri
oturduğunda ise, o kişiye o gün gerekli olan
şeylerin (kuruyemiş vb.) alınması türünden
cezalar verilirdi.
Günümüzde
damat da gelin almaya gittiği için, damada her
konuda yardımcı olan bu kişiye "brazava"
denilmektedir. Bu kişinin brazava olduğunun
anlaşılması için de koluna kırmızı kurdele
bağlanmaktadır.
Düğün
Düğünler
akraba ve komşular arasındaki dayanışmanın en
yoğun görüldüğü törenlerdir. Eskiden köy
düğünleri iki şekilde yapılırdı. Bunların ilki,
ilçeye bağlı bütün köylerin davet edildiği "kaza
düğünü"dür. Köylere gönderilmek üzere iki kişi
seçilir, bu kişiler ise çağırılacak kişilere
birer tahta kaşık vererek onları düğüne davet
ederdi. Bu köylerden de düğüne katılım toplu bir
şekilde olurdu. Ayrıca gelen konukların
ağırlanması için de köy içinde bir duyuru
yapılırdı. Gelen konuklar önce damat evini
ziyaret ederek hediyelerini verirlerdi. Yabancı
köylerden gelen kişilerin verdikleri bu hediye
"şişlik" (genelde koç, koyun vb. hediye olarak
verilirdi) olarak adlandırılırdı. Konuklar atla
geldikleri için hediye getiren atlılara
hediyeler verilirdi.
ikinci
düğün türünü köy içinde gerçekleşen "köy düğünü"
oluşturur. Bu kaza düğününe oranla daha az
katılımlıdır. Düğünün nasıl yapılması
gerektiğine ise kız tarafı karar verirdi. Bunun
nedeni olarak da kız ailesinin çeyiz ile ilgili
çekincesi olarak
belirtilmektedir.
Yenice'de
düğünler genelde üç ya da dört gün sürer. Düğün
Perşembe günü oğlan evinin çatısına, direk ucuna
elma konulan bir Türk bayrağının dikilmesiyle
başlar. Hem düğünün başladığını belirten hem de
düğün evinin belli olması için yapılan bu
pratik, Türklerle içi içe yaşamanın getirdiği
etkileşimin bir sonucu olarak görülebilir.
Yörede Perşembe gününün (İslamiyet'in etkisiyle)
kutsal bir gün olduğuna inanılır ve yapılacak
bir işe bu günde başlamasının uğur getireceği
düşünülür.
Bu gün
"bayrak günü" olarak adlandırılır. Bayrak için
ayrı bir davet olmaz; bayrağı gören kadınlar,
düğün evine gelip "bayrağınız hayırlı
olsun" diyerek, oğlan evine düğün
masraflarında yardım edebilmek amacıyla bir
miktar para verirler.
Cuma
günü
Düğünün
asıl başlangıç günü cuma günü olarak kabul
edilir. Çalgıların da getirildiği bugünde geniş
bir katılım görülür. Govent ve Bazdan oynanır.
Bunun yanı sıra eskiden oynanan günümüzde ise
sadece yaşlılar tarafından bilinen Tora adında
oynanan bir oyun da bulunmaktadır. Bu oyunun
oynanışı şu şekildedir: Erkekler arasında
oynanan bu oyun için önce bir halka kurulur.
Daha sonra erkeklerden biri halkanın içine çıkar
ve Tora için seçtiği ikinci bir kişiyi oyun
alanına davet eder. Oldukça şiddet içeren bu
oyunda, oyuncuların ellerinde birer halat olur
ve o halatla birbirlerine vurarak yere düşürmeye
çalışırlar. Yere düşe oyunu
kaybeder.
Bunun
dışında zeybek oyununa benzediği belirtilen ve
"Zebeganî" olarak adlandırılan bir oyun da
düğündeki oyunlar arasında yer
almaktadır.
Ayrıca
yine yakın bir tarihe kadar oynanan bir seyirlik
oyun bulunmaktadır. Kız kaçırma olayının
sergilendiği bu oyunu, köydeki gençler arasından
seçilerek düğün boyunca gençleri organize eden
"delikanlıbaşı" yönetirdi. Delikanlıbaşı seçtiği
birkaç kişiye -kadınların oynaması toplumsal
olarak yasaklandığından- kadın kıyafetleri
giydirirdi. Bu kadınları korumak için de
"çepkanî" giyen korucu gençler ile kadınların
sahibi olan bir ağa seçilirdi. Bunun yanı sıra
iki genç de, omuzlarına tahta uzatılıp üzerine
kilim konularak bir deve oluştururlardı. Devenin
başında da deveyi yönlendirmek için deveci
olurdu. Deveci oyunda komik bir karakter olarak
tanımlandığından, devecinin arkasına süpürge
bağlanıp, kafasına da bir tas geçirilirdi.
Hazırlıklar bittikten sonra davulun çalmasıyla
oyun başlardı. Kadın gaibi giydirilen geçler
oynamaya başlayınca geçlerden biri kadınları
kaçırmaya çalışırlardı. Oyunda görevini
başaramayan kişiye ceza verilirdi. Cumartesi
günü (Kına gecesi) Gelin
almaya bir
gün kala kız
evinde kına gecesi düzenlenir. Kına
gecesine de erkeklerin katılımı oldukça
düşüktür.
Kınayı
erkek tarafından bir kadın önlüğünün içinde kız
evine getirir. Kına mutlu bir evliliği olan
kadın tarafından karılır -ki burada "benzerin
benzeri meydana getireceği" biçiminde
tanımlanabilecek sempatik büyü uygulanmaya
çalışılır - . Gelinin arkadaşları (nevalen büke)
gelini getirip ortaya oturturlar ve Kürtçe kına
türküleri söyleyip gelini ağlatmaya çalışırlar.
Gelinin de evliliğe meraklı olmadığını
göstermesi için ağlaması gerekir. Daha sonra
gelinin kaynanası ya da görümcesi kına türküsü
söyleyerek gelinin avucunun ortasına ve ensesine
bir miktar kına sürer. Gelin, avucuna kına
yakılacağı zaman avucuna açmaz, kaynananın
geline avucunu açması için küçük bir altın
vermesi gerekir. Geriye kalan kına, kuruyemiş
ile birlikte çocuklara
dağıtılır.
Erkek
tarafının kadınları bir müddet daha kız evinde
kaldıktan sonra evlerine dönerler. Kızın
arkadaşları ve yakın akrabaları kızı babasının
evindeki son gecesinde yalnız bırakmayarak
yanında kalırlar ve geç saatlere kadar
eğlenirler. Gece ortalık sakinleşince de kızın
yakın akrabaları gelinin asıl kınasını
yakarlar.
Damat
kınası, kız kınasına oranla oldukça sadedir.
Damat kına için bir geceliğine yakın bir
arkadaşının evinde kalır ve kınası o evde
yapılır.
Pazar
günü
Düğünün
son günü olan pazar gününde gelin oğlan evine
getirilir. Kız evindeki hazırlıklar (gelinin
giydirilmesi vb) kızın arkadaşları ve yakınları
tarafından yürütülür. Bu hazırlıklara oğlan
tarafı karışmaz. Gelinin hazırlanması bittikten
sonra oğlan evinden kadmlı-erkekli bir grup
gelin almaya gider. Gelin almaya giden bu gruba
"berbûk" denir. Günümüzde berbûklarla birlikte
damat da gelin almaya
gitmektedir.
Gelinin
oğlan evine getirilişi sırasında karşımıza çıkan
birçok uygulamada sempatik büyü karşımıza çıkar.
Sempatik büyü aracılığıyla gelin alma sırasında
görülen uygulamaları şöyle
sıralayabiliriz:
Berbuklar
kız evine ulaştığında; kız tarafından bir kişi
kapıda durup gelenlerin içeri girebilmesi için
"kapı parası" ister.
Berbuklar
içeri girince, kızın erkek kardeşlerinin en
küçüğü gelinin beline "dorazîn" denilen kuşağı
bağlar ve bunun için de erkek tarafından para
alır.
Gelin
evden çıkarıldığında "su gibi duru olsun,
gittiği yere yakışsın" diye arkasından su
dökülür. Gelin arabası mezarlığın etrafında
dolaştırılır. Gelin arabasının önü kesilir, para
verilinceye kadar açılmaz. Gelin arabası oğlan
evine ulaştığında, arabanın üzerine bozuk para
ve kuruyemiş saçılır. Burada da gelinin yeni
evine bereket getirmesi amaçlanır. Gelin
arabasının tekerliğine cam bardak atılarak
kırılır. Gelin, oğlan evine ulaştığında gelinin
ayağının altına, kırması için şimşir bir tahta
kaşık konulur. Gelin yeni evine alışsın diye,
geline oğlan evinin kapısına (bulaşma
özelliklerinden dolayı) yağ ve reçel sürdürülür.
Gelinin kucağına küçük bir oğlan çocuğu
oturtulur. Bu uygulamayla gelinden soyun
devamının istendiğinin bir
göstergesidir.
Düğün
sonrası - Zeyitî Evlilikten sonra gelin
altı-yedi ay boyunca babasının evine
gönderilmez. Bu sürenin bu kadar uzun tutulması
daha çok gelinin baba evini unutması ve yeni
evine alışıp, orayı benimsemesi amacını taşır.
Bu sürenin bitiminde kız evi ve yakınları gelin
ile birlikte damat ve ailesini yemeğe çağırır.
Gelinin, babasının evini bu davetle ziyaret
etmesi "zeytî" olarak adlandırılır. Zeytî
sırasında gelin birkaç gün babasının evinde
kalır. Ayrıca geline zeytî sırasında gittiği her
evden bir de hediye
verilir. |