Helikan
ve Reşvanların Kökeni üzerine bazi ip
uçları
HALİKAN ve
REŞVANLARIN)
KÖKENİ ÜZERİNE BAZI
İPUÇLARI
Yanıtlamaya
hasret kalmış olan ve pek çok Halikanlı (Xelıki)
gibi, cevabını merak ettiğim sorulardan biri,
Haliki adının nereye dayandığı ve Halikanların
köken itibarıyla nereden
geldikleridir.
Yanıtını
aramaya çalışacağım sorunun muhatabı-öznesi orta
Anadolu'da yaşayan ve genel nüfusa oranla küçük
bir topluluk; mikro bir ünite. Bu açıdan
bakıldığında yöresel bir konu. Ama böyle olduğu
için küçümsenmemeli. Yerel-yöresel olan,
genel-evrensel olan kadar önemlidir. Önemli
olduğu, globalizmin hızla geliştiği günümüzde,
yöreselliğin de öne çıkarak gündeme oturmasından
anlaşılıyor.
Yöresellik
deyince, akla ilk elden yerinde yönetim, yöresel
dil, tarih ve vatan gibi olgular gelir.
Yöreselliğin temel direklerini oluşturan bu
olgular üzerinde yöresel kimlik oluşur.
Yöresellik içine kapanmak değildir; zaten
istense de günümüzde bu mümkün
değildir.
Dünya'ya
kendi penceresinden bakmaktır; yerel ile
genel-evrensel olara sentezlemedir
yöresellik.
Yöresellik
globalleşmenin negatif etkilerini ve
götürülerini dengelemek bakımından da gerekli ve
yararlıdır. Yöresel olan baz alınarak
genel-evrensel olana sağlıklı bir biçimde
ulaşmak mümkündür. Sözgelimi, yöresel tarih
bilinmeden, ondan kopuk bir tarih yazımı
ayakları yerden kesik bir tarih
olur.
Yöreselliğin
genel-global olanla ilişkisi birey-toplum
ilişkisine benzer. İyi bir toplum iyi ve
bilinçli bireylerle mümkün
olabilir.
Yerel-yöresel
olanın kendi rolünü iyi oynaması için, onun
ortaya ve bilince çıkartılması; sorgulanıp
geliştirilmesi, tanınıp saygınlık kazanması ve
etkinlik göstermesi gerekiyor.
Bu genel
girişten sonra, Halikan adı ile Halikanlarm
köken itibarıyla nereye dayandığı konusuna
geçebiliriz.
Klan,
aşiret, ulus ve devlet gibi topluluk ve kurumlar
adlarını bazen, onların kurucu-yönetici öğesini
oluşturan şahıs veya sülalenin adlarından
alırlar. Bazen de, onlar komşuları tarafından,
genel karektiristiklerini simgeleyecek biçimde,
adlandırırlar. Kimi zaman da yaşadıkları yörenin
adıyla anılırlar.
Yabancı
biri, Halikanlı birine Kürtçe," Tu kî(çı) yî?
(Sen kimsin?) ya da "Tu ji ku dere yî?,, (Sen
nerelisin?) diye sorduğunda, ,,Ezî Xelikî me
(Ben Halikiyim) ve ,,Ezi jı Xelıkame" (Ben
Halikanlıyım) cevabını alır.
Peki
Halikan adı nereden geliyor? Halikan adı
konusunda, halk arasında bazen, Reşvan'ların
birer kolu olan Xelıki, Omeri, Sefki, Celki,
Naşiri vs. Gibi aşiret/ kabile adlarının, bu
aşiretlerin- bilinmeyen bir tarihteki kardeş
olan reislerinin adlarına dayandığı biçiminde
bir görüş ileri sürülüyor.
Buna göre
Halıkan (Xelıkı) sözcüğü Hal-Halil (Xel-Xelil)
olarak bilinen şahıs adından türemiş oluyor.
Ancak böyle olması halinde, Halikan adının
Halilan (Xelilan) olması gerekirdi. Nitekim bu
adla bilinen bir aşiret (İran'da)
mevcuttur.
Akla
yatkın ve olabilirliği tümden rededilmeyecek
olan bu tahmini görüş, başka bilgi ve belgelerle
desteklenmediği müdetçe zayıf bir sav olarak
kalıyor.
Birde
burada Halikan adı'nın sözlük anlamı bakımından
ahali, halk ve el-alem anlamına gelen Halk
(Xelk) sözcüğünü çağrıştırdığına işaret etmek
gerekiyor.
Başka
ilginç bir görüş ise, Halikanların antik çağın
uygar kavimleri arasında yer alan, Haldi
(Xeldi)'lerin devamı olduğu yönündeki görüştür.
İran Kürtlerinden olan tarih profesörü Dr.
Mehrdad İzadi bir makalesinde şöyle diyor:
,,Haldi'ler antik Kürdistan'da sayı olarak yoğun
biçimde vardılar. Zamanla Kürtleştiler. Onlar
günümüze dek değişik aşiret ve boyların
adlarında yaşayageldiler; Örneğin günümüzdeki
Halikanlar, tam da Haldilerin, 2000 yıl öncesine
dayanan Grek-Roma kaynaklarına göre, yaşadıkları
yerlerde bugünkü ardılları (Halikanlar-YN)
yaşıyor. Özellikle Kuzey ve Batı Küdistan'da..."
(M. İzadi, Kurdische
identitât- Kurdistan nformationsbulletin,
82,19-99,sayfa 38).
Haldilerin
kurmuş olduğu ve merkezi Van olan Urartu
devletinin sınırları Kuzeyde Alexandropol,
Batı'da Fırat Nehri, Güneyde Revanduz, Doğuda
Urmiye Gölü'ne dayanıyordu (M. Emin Zeki,
Küdistan tarihi, s.40).
Burada,
günümüzde Irak sınırları içinde kalan,
Revanduz'un adı geçmişken bir kaç not düşelim.
İngiliz Mark Sykes, 19. yy. Kürt aşiretleri
üzerine yaptığı araştırmada, Orta Anadolu'daki
Halikan aşiretinin tahminen Revanduz'un Kalifani
bölgesinden geldiğini söylüyor ve Erbil ile
Köysancak arasında Halikan (Xelekan) adlı bir
kasabanın bulunduğuna işaret ediyor (Feridun, İç
Anadoluya yerleşen Kürt Aşiretleri, Birnebûn,
sayı 4, s. 9).
Yine
Osmanlı arşivlerinde, Halikan aşiretinin aslen
İran Kürdü olduğu bilgisini de burada ek olarak
belirtelim (Cevdet Türkay, Başbakanlık
belgelerine göre, Osmanlı imparatorluğunda
Oymak, Aşiret ve Cemaatler, s.
86).
Bir başka
kaynak, Halikanlarm Celali aşiretinin bir kolu
olduğunu; 19.yy'da İran, Türkiye ve Rusya
sınırlarının belirlenmesi sonucu, aşiretin
parçalandığını, 250 ailenin Türkiye, 260 ailenin
İran ve 40 ailenin de Rusya sınırları içinde
kaldığını belirtiyor (Celile Celil, 19.yy. da
Osmanlı İmparatorluğunda Kürtler,
s.28).
Eserlerini
Arapça yazdığı için, Arap olarak bilinen, Halep
ve Şam'da eğitim görmüş, Kahire ve Şam'da
Başkadılık yapmış olan Erbil Kürdü İbni
Halikan'm(1211-1282) adı ve doğumyeri de başka
önemli bir işaret sayılmalı. (Kemal Burkay,
Dünden Günümüze, Kürtler ve Kürdistan, s.163).
Zira Revanduz ve Erbil aynı bölgede yer alıyor
ve adından anlaşılacağı üzere, İbni Halikan'm
Haliki aşiretine mensup olduğu ortaya çıkıyor.
Zaten o dönemlerde, şahıslar sülale ve aşiret
isimleriyle adlandırılıyordu.
Bu ek
bilgi ve notlar, Sykes'in tahmini görüşünü, yani
Halikanlarm Revanduz'dan geldikleri savını
destekler niteliktedir. Şimdi tekrar Halelilere
dönelim. Kürtlerin kökeni konusunda bazı
uzmanlar, örneğin P. Lerc Kürtleri, ,,Daha M.Ö.
3000 yıllarında savaşçı bir ruhla dolu dağlılar
olarak Dicle ve Frat Ovası'na inip buradaki
Babilonya'mn güçsüz Sami aşiretlerine başeğdiren
ve taze güçleriyle bu devleti canlandıran o
savaşçı Haldilerin torunları" olarak görmektedir
(Bazil Nikitin, Kürtler,
s.30-31).
Kürtlerin
ataları olarak kabul edilen diğer bir kavim olan
Hurri dili ile Haldi dilinin birbirine çok yakın
olduğu taspit edilmiştir (Kemal Burkay,
age,s.73). Başka bir kaynağa göre, Haldi dilinin
Lazca ve Gürcüce'ye yakın olduğu, ama Haldilerin
Kürtçe dışında bir dil bilmedikleri belirtiliyor
(Cigerxin, Tarixa Kurdistan, s. 87). Haldiler
Medlerle birlikte Asurlara karşı savaşır ve
sonra Medlere
katılır-karışırlar.
Halikanlarm
kökenine ilişkin olarak burada bazı kaynaklardan
aktardığımız ve Halikanlarm Revanduz yöresinden
geldiği ya da eski uygar kavim Haldilerle
bağlantılı
olduğu
biçimindeki görüşlere, inandırıcı yanları
olmakla birlikte, yine de kuşkulu yaklaşmak
gerekiyor. Zira bir topluluğun
kökenini tespit
etmek için
sadece isim benzerliği veya
aynı coğrafya'yı paylaşmış olmak yetmeyebilir,
yetmez de. Bu yönde varolan ipuçlarının
derinleştirilmesi ve başka disiplinlerden elde
edilecek, bilgi ve bulgularla pekiştirilmesi
gerekir.
Halikanlarm
özgeçmişine ilişkin olarak iz sürdürmenin ve bu
konuda yeni bilgi ve bulgulara ulaşmanın bir
başka yolu da, onların bir kolunu oluşturdukları
Reşvan (Resi) aşiretinin kökenine ilişkin
bilgilere ve kaynaklara başvurmaktan
geçiyor.
Konya,
Kırşehir ve Ankara illerinin sınırları içinde,
daha çok kırsal kesimde yerleşik bulunan
Reşvanlar, bu bölgede Şeyhbızm ve Canbeg
aşiretlerinin yanı sıra nüfus itibarıyla en
kalabalık grubu oluşturuyor. Reşvanlar buralara
Besni, Kahta (Adıyaman), Nizip, Kilis (Antep),
Malatya ve Maraş yörelerinden gelmişler.
Gözlemler, Reşvanların konuştuğu Kürtçe'nin
(Kurmanci) şive olarak, adı geçen bölgelerde
konuşulan Kürtçeye yakın olduğu
yönündedir.
Ayrıca
Orta Anadolu'da yerleşik bulunan Reşvan
aşiretleriyle aynı adı paylaşan bazı aşiretler
Adıyaman'da yerleşik bulunuyor. Örneğin,
Cudikanlı, Halikanlı, Celikanlı, Bereketli (Yurt
Ansiklopedisi, Cilt 1, s.234).
Reşvan adı
konusunda fazla bilgi sahibi olmamakla birlikte,
ilk bakışta, Reşvan (Resi, Reşan, Reşwan)
adının, Reş (Kara) kökünden türetildiği ve
karalar anlamına geldiği söylenebilir. Bu adın
ayrıca, genelde Esmer-Kara olan Reşvanlara
uyduğunu da belirtelim. Ancak ad ve
adlandırmalar, sıkça görüldüğü gibi, zaman ve
mekan koşullarına göre değişime
uğrayıp-uğramadığım bilmiyoruz. Örnek olması
bakımından, ,,w" harfinin bu ada sonradan
girdiğini düşünecek olursak, o zaman ortaya
Revan(Rewan) adı ortaya çıkar. Aşiret adı olarak
Reşvan (Reşan) adına, tarihi antik çağa dek
uzanan, farklı din ve kültürlere ev sahipliği
yapmış, bir çok tarihi esere mekan olan ve İlisu
Baraj'ı nedeniyle sular altında kalarak yok olma
tehlikesiyle karşı karşıya bulunan Hasankeyf'in
tarihinde rastlıyoruz. Hasankeyf yüz yıl boyunca
(990-1096) merkezi Diyarbakır olan Mervani
devletinin hakimiyeti altında kaldıktan sonra
Artuklulara (1101) onlardan da Eyyubilere (1232)
geçmiş, kısa süre Akkoyunlularm eline geçen
(1462-1482) sonra tekrar Eyyubilerin
hakimiyetine ve onlardan da Selçuklu ve
Osmanlıların egemenliğine
girer.
Şerefhan
Bidlisi Şerefname adlı eserinde, Eyyubi
sülalesine mensup Melikanların hükümdarlık
yaptığı Hasankeyfe bağlı yerleşim bölgelerinde
yaşıyan ve aralarında Reşan ve Celıki
aşiretlerininde bulunduğu 14 aşiretin adını
zikrediyor (Şerefhan Bidlisi, Şerefname, s.
191). Aynı eserde, Akkoyuluların saldırı ve
fetihlerine hedef olan Hasankeyf de bir ara
aşiretler arası iktidar kavgalarının yaşandığına
değiniliyor. Örneğin, Hasankeyf hükümdarı Melik
Halil'in Tebriz'de tutuklu bulunduğu bir sırada,
Şervan ve Zırikan aşiretleri bazı diğer
aşiretlerle birlikte Melik Halil'in oğlu Melik
Süleyman'ı tahta seçmişler. Reşan aşireti buna
karşı çıkmış, hükümdarlık tahtına Melik Halil'in
amca oğlunu aday göstermiştir (Şerefhan Bidlisi,
a.g.e, s. 195-196). Aşiretler arası çatışma ve
ayrışmaların daha sonra Moğol ve Selçuklu'ların
baskıları sonucu arttığı anlaşılıyor.
Reşvanların, en azından bir bölümünün bu dönemde
Hasankeyf'ten Batıya doğru göç ettiği ve
Adıyaman'a yerleştiği, oradan da bir bölümünün
daha sonra Anadolu'nun iç kesimlerine kadar
geldiği anlaşılıyor. Yurt Ansiklopedisinin
Adıyaman
bölümünde
yer alan
bazı bilgiler bunu doğruluyor: "Osmanlı şikayet
defterlerine göre, 1677'de Doğudan gelen
Rışvanzade ibrahim yönetiminde 800 kişilik bir
aşiret, Besni kazasına bağlı Şıraz köyüne
yerleştikten sonra, burayı beğenmediği
için
Hısn-ı
Mansur (Adıyaman) köylerine zorla yerleşmiş.
Yerli halkın ayaklanması üzerine, Rışvanlar
yeniden Sıraza geri gönderilmek üzere oradan
çıkarılmaları için 1688'de Müfettiş Paşa'ya ve
Hısn-ı Mansur kadısına buyruk verilmiştir" (Yurt
Ansiklopedisi, ciltl, s.200).
Hasankeyf
gibi Adıyaman bölgesi de uzun zaman Eyyubilerin
egemenliği altında bulunmuştu. Burada, ister
istemez Eyyubiler ile Reşvanlar arasında bir
bağlantının olup olmadığı akla geliyor.
Selahattin Eyyubi'nin mensup olduğu aşiretin
Reven (Rewend, Rewan) adı ile Re(ş)van Re(ş)wan
adı arasında bir benzerlik olduğuda göze
çarpıyor. Buna Revanduz adını da katmak
gerekiyor. Selahattin Eyyubi'nin atalarının
çıkış yeri, bazı kaynalara göre, Revanduz ile
Hevler (Hewler) arasında bulunan Dvin'dir (Dwin)
(Ş. Bidlisi, a.g.e., dipnotlar: 145-146,
s.475).
Revanduz
şehrinin adı
ile Rewan adının özdeş olduğu
görülüyor. Revanduz Miri olarak da bilinen ve
1830'larda güçlü bir ayaklanamanm başını
çekerek, İran ve Osmanlı yönetimlerine kafa
tutup bağımsızlığını
ilan
eden
Revanduz'lu
Memed Paşa
da Revandi aşiretine mensup olup Selahattin
Eyyubi'nin soyundandır (K.Burkay, a.g.e.,
s.350-353).
Reşi-Reşvan
adlı aşiretlere başka kaynaklarda da yer
veriliyor. Şerefname'de, Cizre Emirliği
bölümünde, Bohtan (Botan) Aşiretine mensup olan
Reşiki adlı bir aşiretin adına yer veriliyor (Ş.
Bidlisi, a.g.e, s. 158). Süleymaniye (Irak)
bölgesinde Hemavend aşiretinin bir kolu olan
Reşevend, Zaxo (Irak) dolaylarında yaşayan
Reşikan, Erzurum'mun güneyinde yaşayan Ruşvan,
Ağrı dağı çevresi ve Maku (İran) bölgesinde
Reşvend adlı aşiretler bulunuyor (M.Emin Zeki,
a.g.e., s.
173,175,184,192,193).
Birinci
Dünya Savaşı sırasında Malatya yöresinde
bulunmuş olan İngiliz Subayı Noel'in Malatya'nın
güneyinde bulunan Reşvanlar üzerine hazırladğı
ve oradaki Reşvanlar hakkında detaylı bilgiler
içeren raporda, Reşvanlarm Orta Anadolu'ya
gelişi konusunda şöyle deniliyor: ,,Üç ya da
dört asır kadar önce Reşvanlar tamamıyla göçebe
idi; kışları Besni'nin aşağısında bulunan ovada
geçirir, yazları ise Ankara yakınlarında kamp
kurarlardı. Bir yaz günü Türkler aşirete
saldırmış ve onları dağıtmış. Bir kısmı Deşt-î
Haymana (Haymana Ovası)'da kalmış ve hala da
orada yaşamaktadırlar; geriye kalanlar ise
güneye dönmüş ve Besni ve Malatya arasında
şimdiki ikamet yerleri olan köyleri kurmuşlar.
Reşvanlar Kilis civarında bulunmaktadırlar. İran
sınırında yaşayan ve Celali'lerin bir alt
grubunu oluşturan Kotan Aşireti'nin de
Reşvanlardan ayrılan bir grup olduğu
söylenmektedir" (Binbaşı Noel'in günlüğünden...,
Hevi, 13-19 Haziran 1998).
ingilizlerin
o dönemde güttüğü emeller ve oynadığı rol
gözönüne alındığında, İngiliz subay ve
diplomatlarının raporlarına, özellikle Kürt ve
Türk ilişkileri konusundaki bilgilerine kuşkuyla
yaklaşmak gerekiyor. Ancak onların raporları
sayesinde sıkça o dönemlere ait yararlı bilgi ve
belgelere ulaşabildiğimiz de bir gerçektir.
Noel'in bunları 80 yıl kadar önce yazdığını ve
üç veya dört asır önce Reşvanların yazları
Haymana Ovasına gelip-gittiği bilgisini dikkate
aldığımız zaman, Reşvanların bundan dört-beş
yüzyıl önce İç Anadoluya gelip-gittikleri ortaya
çıkıyor. Ancak kimi kaynakların gösterdiği gibi,
Reşvanların bu bölgede yerleşik hale gelmeleri
daha sonraya, 19. yy. Ortalarına doğru
gerçekleşmiştir (Nuh Ateş, İç Anadolu Kürtleri,
s. 31-32; Feridun, bîrnebûn s.
4,s.6-7).
Göçebe
Reşvan ve benzeri pek çok Türkmen ve Kürt
aşiretleri Osmanlı yönetiminin, 17. yy'dan
başlayarak 19.yy'm sonuna kadar uygulanan,
konar-göçerleri iskan ve İslah etme politikası
çerçevesinde yerleşik hale
getirildiler.
Halikanlar,
bugün Konya'nın Cihanbeyli Kazasına bağlı
Gölyazı (Xelıke Jer) Kasabası, Yapalı (Qemera),
Sağlık (Qolita) köyleri ve Kulu'ya bağlı
Karacadağ (Xelıke Jor) Kasabasında yaşayan ve
toplan nüfusları 10-15 bini geçmeyen bir
topluluk.
EK:
Aşağıdaki
liste, Halikan ve Reşvan aşiretlerinin, Osmanlı
İmparatorluğu zamanında,
yerleşim
yerleri
bakımından dağılımını
gösteriyor:
Halikanlar:
Kangal, Aşudi
(Sivas), Hısn-ı Keyf (Hasankeyf-Diyarbakır),
Malatya, Meraş, Konya, Hısn-ı Mansur (Adıyaman),
Hartuş Kazası (Çıldır Sancağı), Erzurum, Kars,
Rakka, Niğde (Cevdet Türkay, Başbakanlık
belgelerine göre Osmanlı İmparatorluğu'nda
Oymak, Aşiret ve Cemaatler,
s.
86)
Reşvanlar:
Rakka, Ruha
(Urfa), Halep, Kilis, Azaz (Halep), Diyarbakır,
Antep, Erzurum, Mardin, Malatya, Ankara,
Kırşehir, Tosya Kazası (Kastamonu Sancağı),
Meraş, Adıyaman, Nizip Kazası, Birecik, Siverek
Sancağı, Sivas, Bozok Sancakları, Elazığ, Besni
(C.Türkay, a.g.e., s.
139-141).