Şefki
Aşiretinin İsyan Oyküsü
Köyü
mevkiinde bulunup, avcılar mezarı adını taşıyan
kabristana götürerek orada hakkın rahmetine
teslim etmiş; böyle yan yana gömülü üç kabrin
bilinebilmeleri için türbenin baş ve ayak
taraflarına oldukça uzun taşlar dikilmiş ve bu
suretle ziyaretçilerin kolayca tanımalarına
yardım edilmiştir.
Sarı
İsmail Ağanın üç erkek oğlu vardı: Birincisi
Molla İbrahim, ikincisi Hacı Hüseyin, üçüncüsü
Hacı Osman idi. Hacı Hüseyinnin iki oğlu vardır.
Biri Mehmet diğeri Mustafa idi. Hacı Osmanın da
iki oğlu vardı. Biri Tulek diğeri Ahmet idi. San
İsmail merhum pederleri gibi ,,Rişvart"
aşiretinin, ^Seyifkârî'
kabilesinin başına geçmiş ve o günkü
geçim şartlarına uyarak mahiyetinde bulunan
binyediyüz kadar nüfusun sevk ve idare
usullerine uyarak hayatın idamesine
başlamıştır.
İsmail
Ağa yazın yayla eteklerinde, kışın da Haymana
Ovasının çeşitli mevkilerinde dolaşmış ve bu
arada Haymananın Çalış köyünde kışladığı
vakidir.
Geçim
vasıtaları başlıca devecilik, koyunculuk; hayat
şartları ise çadır kurup altında siperlenmek ve
göçebe halinde gezip mallarını yazın otlu
meralarda barındırmak, kışında münasip
gördükleri bir otlak yerinin yakınında
çadırlarının büyüklüğüne göre kuytu her hangi
bir vadinin içerisinde bir kaç metre
derinliğinde toprağı kazıp siyah kıl keçi
tüyünden dokunmuş mamulü çadırı üzerine çekip
kendilerini ve mallarını muhafaza etmek.
Se!abet-i diniyeleri sağlam, milli teammüllerine
riayetkar, şecaatleri sayesinde yazın
istedikleri meralarda mallarını barındırmak.
Adab-ı maaşeretleri küçüklerin büyüklere karşı
çok itaatkâr ve saygı; büyükler küçüklere karşı
şefkat ve sevgi; fakirlere merhamet, içtimai
hayatları ise aşiret ağasının buyruklarını
harfiyen kabul etmek, ağanın yanında her
kabilenin bir mümessilini bulundurmak suretiyle
bir heyetin teşekkül etmesi ve o idare
heyetinin maddi ve manevi
işlerinigörmek ihtiyatlında idiler. Savunma
araçlan ise; ata binmek (mızrak), kılıç,
karabinek adında bir tüfek at üzerinde kullanmak
ve piyade, kalkan (kılıç) ve değnekten
ibaretttir.
Milâdın
1851 inde Sarı İsmail Ağanın vefatı üzre oğlu
beşinci baba Molla İbrahim geçmiştir. Molla
İbrahim mütevefa pederi olan İsmail Ağanın
cenazesini Mecidiye kazasına bağlı Kaman
nahiyesinde toprağa teslim etmiş, pederleri gibi
Rişvan aşiretini mensub Seyifkâri kabilisinin
başına geçerek idaresine başlamıştır. Molla
İbrahimin İkinci İsmail, Molla Hasan, Hacı ve
Ömer adında dört oğlu vardı. Molla İbrahimin
annesinin adı Hatice Hanımdı. Molla İbrahim,
Kaman taraflarında ,,Haymanişin" halinde
gezerken hükümet aşayır-ı iskâna davet etmiş ve
aşiretin bir kısmı bu emre itaat etmemiş. Fakat
Molla İbrahim hükümetin bu emrine uyarak başında
bulunduğu ikibin nüfusu mütecaviz bu kabilesiyle
dönmüş, gelirken ilk münasip gördüğü ve bu gün
Beşkardeş Köyünün olduğu yerde konaklayarak
oturmuş. Halen Beşkardeş köyünde olup
halihazırda akan çeşmeyi yaptırmıştır. Yine
Yazın uzun yayla ve bir çok yerleri gezmeye
devanı etmiş ve bu arada Boğazlıyan kazasının
Kara Fakı Ilı köyünde de annesi Haticenin hayrın
bir camii yaptırmış. Camiinin kapısının üzerine
konulmuş bir mermer taşın üzerinede şu yazı
yazılmıştır:
,,Sahibui
Hayrat vel hasanat Rişvan aşiretinden San İsmail
oğullarından Hatice olup oğlu Molla İbrahim
tarafından inşa edilmiştir.,,
Molla
İbrahim ikinci olarak hükümet tarafından verilen
sıkı bir emir üzere tekrar göçebelikten dönüp
idaresinde bulunan Seyifkâri kabilesinde bir
kısmını şimdiki Gortoğlüyi Köyünü yurt olarak
münasip görmüş, iskânlarını temin etmiştir.
Diğer bir mevcudunu da halihazırdaki Celep
Köyünü (1839) de iskâna muvvafak olmuş; diğer
bir kısım aşiretinde Bulduklu o!up (Büklü)
uşaklarından Hacı Osman başkanlığı altında hali
hazır Bulduk köyünün iskânını (İ854) yaptırmış.
Nihayet başlarında bulunmak üzere Kösü Köyünden
Herdem oğlu Bekir ile Berkal tarafından Kösü
köyü (şimdiki Haymana ilçesine bağlı namı diğer
Kerpiç) mevkiinde iskân etmiştir. Şu suretle
mahiyetindeki iki bin nüfusu mütecaviz insanı
dört yere taksim ederek iskânlarını temin
etmiştir. Bu suretle hükümetin emirlerini yerine
getirmiş olmuştur. Bir müddet ayırmış olduğu bu
dört köyün dava ve şikayetleri ve hukuklanyle
meşgul olmak üzre adı geçen dört köyden birer
başkanlık seçerek onların düşünce ve
fikirlerinden istifade etmek şartiyte, bir çok
hukuki ve ananevi usüileri ve teammülleri
gereğince idarelerini memnu-niyetle mucip bir
şekilde devam ettirmiştir.
Molla
İbrahimin eser-i hamiyetlerinden olup Kulu
Kasabasının Çingirli namı ile anılan
yaylasındaki halihazırda akmakta olan çeşmeyi
yaptırmıştır. Celep Köyündeki çeşmeyi de
Akdağmadenli olup Mustafa Usta adında bir şahıs
tarafından 1856 da ilk defa inşa
edilmiştir.
Molla
İbrahim büyük bir servete malik olup zamanında
sandık kasa olmadığından nakdi mevcudunu
sağlam meşinlerden dikilmiş torbalarda
muhafaza ederdi. Mahiyetinde daima hususi üç
dört süvari bulundurmak ihtiyadında idi. Ağası
bulunduğu kabile ve aşiret halkına hiç zulüm
etmezdi. Her bir davayı mümkün olduğu kadar
lisanıyle haletmeye çalışır ve muvafak olurdu.
Molla İbrahim aynı zamanda sehavet ve şecaatiyle
temayüz etmiş; hatta zamanın genç erkek ve
kızlardan bir birlerini sevip vermedikleri
takdirde birbirinin kolundan tutup Molla
îbrahimin muhafaza ve himayesine kaçıp
gelirlerdi. Hayatı boyunca bu suretle kendisine
iltica eden kız ve erkek 36 çiftin ana baba
taraflarının rızalarını bulup düğünü yapıp, yuva
kurma-ianna yardımcı olduğu bir
vakıadır.
Her
tarafta hayırı sayılır, sözü tutulurdu. Molla
İbrahim hastalandığı zaman kendi müddet-i
hayatında ekseriya çadır altında oturduğu için,
bir çadırın altına yatağının yapılmasını
söylemiş. Bu çadır Kulu Kasabasına bağlı
Çangırlı yaylasında kurulmuş. Çadırın altında
bir kaç gün yattıktan sonra beşinci babalan olan
Molla İbrahim, milâd-ı îsanınl870 senesinde ecel
mevudiyle fani hayata gözlerini kapayarak hakkın
rahmetine kavuşmuştur. Allah Rahmet eylesin.
Cenazesi büyük oğlu İkinci İsmail ile diğer oğlu
olup altıncı babalarını teşkil eden Molla Hasan
tarafından Kulu Kasabasının doğu tarafında
bulunan kabristana defin edildikten sonra oğlu
Molla Hasan yerine geçmiştir.
Mütevefa
babalarının bırakmış olduğu küllüyetli serveti
İsmail, Molla Hasan, Hacı ve Ömer namlanndaki bu
dört oğlu tarafından taksim ve tereke
yapılırken, Molla Hasan âlim fadil bilgisiyle
amel etmiş bir din adamı olduğu için bu miras
payına iştirak etmek istememiş, yalnız okuduğu
kitapları alarak kendi hissesini diğer üç
kardeşin menfaatına bırakarak evden eli boş
olarak ayrılmıştır. Daima kafasında zaman zaman
arzu ve gaye ettiği ilk olarak bir okul
binasının inşaatı olmuştur. Hemen elde az ve çok
maddi ve gerek çalışmaları, imkânları nispetinde
bir küçük salon ve odacıktan ibaret bulunan ve
Ömeranlı Köyünden Celep Köyüne girerken yolun
sol tarafmda hafif bir yükseklik gösteren ve
bugün Ahmet oğlu Mehmet Yıldızın kendisine ait
bulunduğu evlerin yerinde milâdın 1872 sinde
mektep yapmıştır. Celep köyünde ilk olarak
yapılan okul binası bu olmuştur. Köyün mevcut
tahsil çağındaki çocuklarını okula çağırarak o
günkü ulum-u Arabiye üzre tedrisata
başlamıştır.