Xelikan Aşireti

                                                XELİKAN AŞİRETİ

Günümüzden yaklaşık iki asır önce orta Anadolu'ya göç eden, ülkele­rinden koparılan onlarca Kürt aşireti gibi Xelikan'larda Orta Anadolu'nun çorak ve kurak denilebilecek verimsiz topraklarında yaşam mücadelesi veriyorlar. Kimilerinin göç, kimi­lerinin sürgün, kimilerininde mec­buri iskan dediği Orta Anadolu Kürtlerinin göçünü, nereden, niçin ve nasıl geldiklerini tam olarak bilemi­yorlar. Bilinen tek bir gerçekleri var oda Kürt oldukları ve Kürdistan'dan geldikleridir.

Son zamanlarda Birnebun dergisi çevresinde yapılan araştırmalar ve bazı Avrupa'da yaşayan aydınları­mızın araştırmaları dışında, özellikle yaşlılarımıza sorarak, onları kaynak göstererek, belki çoğu meseleyi daha özünden belgelememiz mümkün olurdu diye düşünüyorum. Niha­yetinde onlar geçmiş tarihimizden' kalan tek gözlemci tanık ve geçmi­şimizin varisleridirler. Bu anlamda İç anadolu Kürtlerinin nereden ve nasıl geldiğinin tara olarak belgelenmesi birazda ayrı bölgede yaşayan insanla­rımızın kendi aşireti içinde gerek resmi kaynaklar, gerekse yaşlıları­mızdan aktarılan bilgilerin toplanıp birnebun'da yayınlanmasının faydalı olacağını düşünerek bende Xeli-kan'lar (Gölyazı) üzerine yazmayı faydalı buldum.

Nereden, ne zaman ve neden geldiler?

Yaşlılarımızın ve bazı araştır­macıların eserlerinden öğrendiğimize göre Xelikan'ların 1848 yularında Orta Anadolu'ya Adıyaman, Uri'a, Diyarbakır bölgelerinden geldikleri söylenmektedir.

Aşiretin neden geldiği hakkında elimizde devlet kayıtları ve tarihi belgeler mevcut değildir. Günü­müzdeki tarihçilerin bazıları takdire değer araştırma ve belgeler yayınla­maktadırlar. Xelikan'Iarın neden Orta Anadolu'ya yerleştiklerini öğrenebil­memiz için, başta bölge Kürtlerinin neden geldiklerini araştırıp cevap bulursak Xelikan'larında neden geldikleri sorusuna cevap bulabiliriz.

Özellikle göçlerin tamamen siyasi veya ekonomik sebeplerden oldu­ğunu söylemenin mümkün olma­dığını hatırlatmak gerekir. Her iki sebebinde göçün gerçekleşmesinde büyük rolü olduğu, aşağıda vereceği­miz kaynak ve örneklerde göreceğiz.

Yerleşim tarihinin 18.yy'ın ilk yarı­sına denk gelmesi, bizleri o dönemin yönetimi olan Osmanlı İmparator­luğunun ekonomik ve siyasi yapısını araştırmaya itmektedir. Nuh Ateş, "Orta Anadolu Kürtleri Tarihi Üze­rine" adlı kitabında kaynak olarak gösterdiği Ord. Prof. Hakkı Uzun-çarşıh'nın yıkılma dönemi olan lö.yy'ın sonlarından 19.yy'ın başlan­gıcına kadar olan zamanı çok iyi tahlil ediyor ve şöyle diyor. ^Balkan­larda durum çok feci idi. Savaşların müthiş tahribatına sahne olan yerler fena halde tahrip edilmişti. Her tarafta boş tarlalar ve terk edilmiş mesken yerleri bulunuyordu. Devletin gelir kaynaklan azalmış ve tüketilmişti. Zira i§ gören ve kazanan vergi mükellefleri kalmamıştı." Osmanlı bir yandan boşalan devlet hazinesini doldurmak için vergi toplamak, diğer yandanda savaş cephelerine asker yetiştirmek için göçebelik hayatı (konar-göçer) yaşayan Kürt yapısını kontrol etmek istemiş ve varlıklı toplum Osmanlı'nın iştahını kabartmıştı.

Bu konar-göçer aşiretler yazın yaylak, kışın kışlak bölgelere hayvanlarını otlatacak geniş meralara göç ederlerdi. Bazı aşiretler göçün boyutunu o kadar geniş alanlarda gerçekleştiriyorlardı ki bu Osmanlı devletini rahatsız edecek durumlara kadar gelmekteydi. Erzurum ve Sivas yaylalarından Fırat nehir yatağına yaylaya giden bir aşiret kışlak için Suriye çöllerine ve İran'a kadar inmekteydi.

Osmanlı Devletinin gerek askeri gerekse maddi sorunlarının çözül­mesi bir bakıma bu aşiretlerin kontrol altında tutulması ile mümkün ola­caktı. Yukarıda saydığımız neden­lerden ötürü göçebe aşiretleri, 1692'de başlatılan mecburi iskanda zor kullanılarak hayvanları için verimli otlaklar bulmak amacıyla diğer aşiretler gibi Revşan aşiretinin kolu olan Xelikan'larda Anadolu'nun içlerine doğru göç ediyordu. Önce Anadolu ve Çukurova arasında yaylak ve kışlak dönemlerde mekik doku­maya başladılar. Kesin olmamakla birlikte onlarda Osmanlının mecburi iskan zorbalığından nasibini alıp bu­günkü yerleşim alanlarına yerleştiler. Bölgedeki Xelikanların Nüfusu yaklaşık olarak 22 bin civarındadır. Büyük bölümü Gölyazı ve Karacada^ kasabalarında yaşamaktadır. 1990 Nüfusuna göre Gölyazı'nın nüfusu 6513'lür. Bugünkü nüfusu tahmini olarak 10 bin dolayındadır.

                                                    Coğrafik Yapısı

Güneyinde Taşpınar, batısında Günyüzü ve Yapalı yerleşim birimleri, Kuzeyinde Sağlık köyü ve Tuz Gölü, Doğusunda 50 km. uzaklıkta Aksaray ili-Eskil ilçesi mevcuttur.

Gölyazı'nın ekilebilir tarım alanı 120.000 hektardır. Bunun büyük bir bölümü. Tuz ve Tersakan gölü ve sanayii atıklarının etkisinde oluşuyla hızla çoraklaşmakta ve tahrip olmak­tadır. Bölgede kuru tarım yapılmak­tadır. Buğday, arpa, çavdar, kimyon başlıca ekilen ürünlerdir.

 

                                              Yerleşim alanları ve Tarihi:

Önceleri Kulu ilçesine bağlı bugünkü ismi Karacadağ (Xelike Karacadağ) olan kasabaya yerleşi­yorlar. Bir ailenin atları kayboluyor ve ailenin erkekleri atlan bulmak için üç gün üç gece ararlar. Üçüncü gün­den sonra adına bugün Xelike dondurma (Gölyazı) denilen kasaba­nın sazlık ve sulak bir yerinde bulur­lar. Atlarının boylarında bulunan otlar neredeyse   atların   görünmesini engelliyordu. Bunu gören at sahipleri hem atların bulunma sevincini, hemde hayvanları için beslenecek otların bol bulunduğu bölgeyi keşfetme sevinciyle Karacadağ'ın yolunu tutarlar. Ağalarına, beylerine durumu müjdeleyen xalikanlar, merak edip bölgeyi kendileri gördükten sonra buraya yerleşmeye karar verirler. Ancak bazı aşiret ağaları ve beyleri, Karacadağ'dan ayrılmak istemezler. Bu durum üzerine Xeîİkan aşiretinin büyük bir bölümü 1851 yılında Kulu'nun Karacadağ kasabasından bugünkü Cihanbeyli'ye bağlı Xelİkan'a (Gölyazı) yerleşirler. İlk yıllarda Karacadağ'a gidip- gelme durumları yaşanır. Ancak bu durum 1866 yılında son bulur ve aşiret bölgedeki ilk parçalanmayı yaşar.

Xelikan'm şu andaki yerleşim alanı, rivayetlere göre daha önceden başka medeniyetlere de ev sahipliği yaptığı bulunan tarihi yapıt ve kalın­tılarla ispatlanmıştır. Kasabanın yer­leştiği alan, Konya ovasının düz ve geniş bir alanıdır. Kasabanın tam ortasında bir tepe bulunmaktadır. Bu tepe Xelikanlar yerleşmeden önceki zamanlarda buranın yerli halkı düşmanlarından korumak için bu tepenin altında sığınaklar yaptığı, kazılar ve zaman zaman oluşan göçüklerle kesinleşmiştir. Burası 1980'den sonra SİT alanı olmuştur. Bugüne kadar bu tepenin altındaki tarihi sığınakların açılıp üzerinde hiçbir araştırma yapılmamıştır.

Xelikan'ın eskiden bazı kayıtlarda ve Kürtler tarafından "Xelke Dondurma" ismide verilmektedir. Bunun sebebi ise bölgede önceki yerleşik halka ait toprakların sulanması için yaptıkları ve günümüze kadar varlığını sürdüren yaklaşık 2-2,5 m yüksekliğinde 1 m. genişliğinde tarlaları sulama ve suyu yüksek tepelere götürebilecek güçteki sulama sistemidir. Halen Tersakan denilen bölgede mevcuttur.

Önceki yerli halkın yaşam izlerine rastlanılan diğer bîr yerde, bugün küçük bir yerleşim alanı olan Kara-küllüktür. Burada ismındende anla­şıldığı gibi minik tepeler halinde kül­lükler vardır. Bu küllükler yerli hal­kın daha önce savaşlar için silah mal­zemeleri, özellikle barut ürettikleri rivayet edilir.

                                                       Kabileler ve Nüfusu

Xelikan'lar Revşan aşireti federas­yonuna bağlıdır. Bu aşiret Orta Ana­dolu'da Cihanbeyli ilçesine bağlı Xelikan (Gölyazı), Qolitan (sağlık), Qemera (Yapalı), kısmen Taşpınar ve Kulu ilçesine bağlı Xelika (Karaca-dağ) yerleşim birimlerinde yaşamak­tadırlar.

Xelikan (Gölyazı)'da var olan kabileler şunlardır: Tiremez, Hesina, Bermekliya, Kiqki, Dokiza, Ocakira, Okçiya, Torina, Kopara, Konya'dır. Bu kabilelerde kendi aralarında kollara ayrılırlar. Örneğin; büyük kabileler­den Tiremez; Serreşa, Ripka, Kerliya kollarından oluşur. Yine Hesina; Mala Hese, Mala kamo, Mala Muse, Mala Ivış ve daha sayamadığımız bir kaç koldan oluşur. Ayrıca Torina kabilesinin Aristokratik bir yapıya sahip olduğu söylenir. Her kabile bulun­duğu mahallede iç içe yaşarlar. Maha-lelerin çoğu isimlerini kabilesinden alır. Örneğin; Demir Mahallesi ismini Hesina (Demir) kabilesinden alır.

Gölyazı'da mevcut olan mahalleler şunlardır: Demir {Hesina), Kürşat, Yeni (Balakira), Erenler, Masat ve Üçler mahalleleridir. Merkez dışında bulunan bazı mahalleler bir kaç yayladan oluşur. Örneğin; Üçler Mahallesi, yayla Usif (Kara Yusuf), yayla Xelle (Halil Efendi), yayla Heci (Hacı Efendi) yaylalarından oluşur. Ayrıca Tuz Gölünde bulunan Yavşan Tuzlası1 da bu mahallede bulunur. Yine Masal Mahallesi; Ware Qado, Haşoye ali Qutte (karakol), Huskut ve Karaküllük yaylasıyla Xelikan Gölyazı büyük bir yerleşim alanına sahiptir.

Toprağın çoraklaşması Tarım ve hayvancılık yapan bölge sakinlerini farklı geçim kaynaklarına yönlen­dirmiştir. Bu nedenlede önemli bir göç yaşanmaktadır. Xelİkan'ların önemli bir bölümü Konya il merkezine Göç etmiştir.